Tohumu beslemek..

Tohumu beslemek..

Ne bildiğin çok önemli bu dünyada ama nasıl davrandığın daha çok.
Ne güzel çok dil konuşabilmek ama tatlı sözün, yerinde ve yeterli bir konuşmanın yerini tutamaz asla.
Ne giydiğin değil, vücudunun dili anlatır kim olduğunu.
Saçının rengi değil doğal parlaklığı gençlik katar sana.
Makyaj değil içeriden gelen ışık kapatır cildinin kusurlarını.
Kalpler hep bu ışıltıyı görür aslında.
Gerçekten parlarsan herhangi bir makyaj kusurlarını örtemediği gibi kapatamaz da senin ışıltını.
Hiç bir gölgenin gücü yetmez güneş ışığını gizlemeye.

En çok gözlerindir ama seni anlatan
tüm cevapların sahibi,
kalbine giden yolun yüzeydeki girişi,
kalpten gelenlerin çıkış kapısı hep gözler…
Gözler gerçekten kalbin aynası..
Bir kere göz göze gelmenin yeterli olması..
Bir kere gördüğünde birinin hayatında alacağı yeri anlaman..
Çok gizli bir hikayenin şifresi gibi..
Nasıl anlatsam..
Bir şifre vardır gözlerde.
Anahtarın kilide denk gelmesi gibi, doğru gözler doğru zamanda birbirine denk gelince bir mesaj verilir karşılıklı.
Annenin çocuğuyla göz göze gelmesi..
Aşıkların birbirini ilk gördüğü anı yıllar sonra dün gibi hatırlamaları..
Biri sana ne kadar gülümsese de nefretini Ya da acısını farkına varışın gibi…
Ve geriye kalan herşeyi..
Gözlerin mesajları..
Onlar kalbine iner. Orada tohumlanır. Zamanı gelince tohum çatlar filiz verir. Yeşerir ve gün yüzüne çıkar.
İşte bu yüzden zaman alır bazı şeyler. Bazen geç başlar, bazen geç biter, bazen geç anlaşılır neden başlamadığı ya da bittiği ya da neden yolunun kesiştiği..Bazen zaman alır herşeyin yoluna girmesi. Tohum toprağın altında filizleniyordur halbuki..
Ruhunun suyunu ver sen, bırak zamanında çatlasın tohum, zamanında çıksın topraktan gün yüzüne. Doğanın akışına bırakınca kendini tohumun da güneşin de suyun da sen olduğunu göreceksin.

Reklam

İlk Yorumu Yapan Siz Olun..

Bir Cevap Yazın