Tek kişilik dev kadro

tek-kişilik-dev-kadro

Sizi siz yapanın altında kaç kişi yaşıyor?

İnsan kendine ait olanlarla mı çok?
Bir şeye ya da birine duyulan o ihtiyacın efendisi miyiz yoksa kölesi mi?
Kaç ben var benden içeri?

Ait ve sahip olmayı çok sevmeyen üst benliğime inat, alt benliklerimden biri bayılıyor yaslasın başını ilk gördüğü omuza. İpleri vermeye dünden razı. İsyanı, inadı yok, sesi kısık, başı eğik. Asla ben gibi değil.

Saçak altında kedi yavrusu…

Bense delisi her köyün,
Kaçanı ardına bakmadan…
Gemileri değil limanı yakanı.

O’ysa sessizliğinde mutlu, teslimiyetine vurgun, köklenmeye hazır, yalnızlıktan uzak bir başkası.

Olmayı seçtiğimiz kişilerle, olduklarımız aynı bedende olunca, kırılmaya hazır o sırça fanus taş duvarlarla, zırhlarla korununca bazen kendinden ve kendinden içeri’kinden korkuyor insan.

Ya o taş duvarların ötesindekini görürlerse endişesiyle öfkeleniyor kalın deri koruduğuna.
Senin zayıflığın benimkine dönüşürken, sen ve ben de bir olduğunu unutuyor insan.

İçimdeki ses ”kendine ait bir oda” başlığını hatırlatıyor nicedir bana, Slyvia Plath’a selam olsun diyor bir beriki…
Bir başka ben buna bir anlam yükleme peşinde…
Alt kimlikleri üst üste koyunca kocaman bir kadın ediyorum.
Oysa ben parça parça, ayrı ayrı bambaşkayım.
Bir araya gelip beni ben yapanları bir masaya koysan tezden kopar kıyamet.
Biliyorum..

Kolay da olmuyor onca kadının yaşadığı o çatıyı yerinde tutmak, çok sert oluyor fırtınalar, mevsimlerim hem kiraz çiçekli hem de lapa lapa kar yağışlı..

Kendime ait bir şeylere tutunmam ondandır belki de,
Beni dengede tutan bir sevgili,
Ara sıra kendimden kaçtığım aile evim,
Kendi hikayelerini bana katan dostlar, sorumluluklar, yere basmaya mecbur ayaklar ve nicesi…

Bunlarla bastırıyorum içimdeki isyanları, küçük ayaklanmalara göz yumuyor oluşum da yine bundan.
Ait olmak istemeyen bana gökyüzünü veriyorum, beyaz bir kağıt kalem, bir oda…
Sahiplenmeye düşküne bir ev, iki köpek ve zorunlu sorumluluklar…
Özgür olmaya hasretine kaçabileceği mesafeler.
Dahil olacağım diyene bir ilişki, bir kaç çelişki ve derin sohbetler..
Her birine kendilerini tamamlasınlar diye verilen o küçük hediyeler adetten, onca kadını idare edebilmeyi öğrenince gözünde büyümüyor insanın hayat.
İçeride ki sulh, dışarıdakini de getiriyor ayağına.
En cesurundan zırh yapıyorsun, en korkak yanından anne ya da evlat.
Her bir ben neyi sahipleniyor, kendine dahil ediyor ya da kendinden koruyorsa her birini bir o kadar seviyor. Bu ki adına her ne derseniz deyin beni ben yapıyor.
Yine de duruyor içimde bir yerlerde sadece ”kendime ait bir oda” kim kafasını dinlemek isterse içeri girip kapıyı kapatıyor.
Peki ya siz?
Sizi siz yapanın altında kaç kisi yaşıyor?

Reklam

İlk Yorumu Yapan Siz Olun..

Bir Cevap Yazın