”Sevim koş mandalacı geldi”

Her şeyin suyunu çıkartan güzel ülkemin güzel insanları yine şaşırtmadı ve yeni moda yetişkin boyama kitaplarını en çok satanlar listesine taşıdı. Kurumsallar boyadı, ev kadınları boyadı, ben bile boyadım 🙂
Çocukluğumuza bizi geri götüren o kitaplar, desenler, kalem alışverişi, kırtasiyeler hepimizi mutlu etti, gevşetti, neşelendirdi. Boyadıkça boyadık, yayın evleri de yeni kitap çıkarttıkça çıkarttı.

Haklı millet ne yapsın? Hep dert, hep fatura, hep ailenin direği olma ya da yuvayı yapma çabası, evlen yuva kur, kurduysan çocuk yap, olmadı tek mi kalsın yenisini yap baskılarıyla başa çıkmak kolay mı? O beş, on dakikalık boyamalar ilaç gibi geldi, o pembeler, maviler, çiçekler, böcekler ruhunu okşadı. Biz ki gazeteden çıkan kağıt bebeği saatlerce soyup soyup giydirmiş, dilimiz dışarda sayfalarca kağıttan elbise kesmiş bir neslin çocuklarıyız, el işi damarlarımızda akan asil kanda mevcut, fakat benim önerim başka madem ki olay derdi kederi bir kenara atmak, haydi gelin mandala çizelim.

İşin felsefesi, tarihi sanıldığından derin, Manda=öz ve la=kap anlamı taşıyan (sanskritçe) iki kelimenin birleşmesiyle oluşan sözcük ”özü koruyan, muhahafaza eden kap anlamına gelmekte.

Tıpkı insan gibi çünkü biz de ruh adı verilen bir öz ve beden adındaki onu koruyan bir kaptan, kılıftan ibaretiz, ben konuyu yani hepimiz mandalayız diye bağlamadan mandalayla ilgili bir başka bilgi daha, desen ve form olarak (çoğunlukla dairesel) micro-cosmos yani ufak/minik evren diyerek de adlandırılıyor. Peki ne demek bu? Şöyle ki oluşturduğunuz çizim sizin küçük dünyanız ve siz dilediğiniz her türlü mesajı ve hayali bu alana yükleyebilirsiniz.

Bir nevi kendi gezegeninizin bermuda şeytan üçgenini oluşturup o manyetik alana istediğiniz her şeyi çekmek gibi düşünün. Peki iyi hoş ama nasıl çizicem derseniz de, bir kağıda suya taş atıldığında oluşan hareler gibi iç içe daireler çizin, bu daireleri yatay ve dikey olarak ikiye bölün( dairenin merkezine bir artı çizip uçlarını uzatmak gibi de düşünebiliriz) Sonra da merkezden başlayarak aynı halkaya simetrik desenler çizin, ne olduğu önemli değil çünkü desen kendini takip ettikçe anlam ve bütünlük kazanacaktır. Diğer halkaya geçip yeni bir desenle devam edin iç içe bütün daireler tamamlandığında mandalayı dilerseniz renklendirin. Kendinize ayırdığınız küçük bir vakitte yapabileceğiniz bu minicik aktivite sizi stresten uzaklaştıracak, sakinleştirecek, odaklanmanızı arttıracak.

Sorun değil çözüm odaklı olmanıza da yardımcı olacak, hem de size ait bir şey yaratmış olmak da işin ekstrası 🙂 Yediden yetmişe herkesin çizebileceği bu form bilindiğinin aksine sadece uzakdoğu kültürüne ait değil, her evin olmazsa olmazı nazar boncukları da aynı formun evrilmiş versiyonlarından örneğin.

Terapistlerin ve okulların da bu aralar sıkça kullandığı mandala günümüz kaosuyla başa çıkmanın en pratik yollarından,şimdi migren ataklarını, trafikte çıldırmaları, pms’i, sen beni sevmiyorsun triplerini, sen değiştin demogojisini sakince bir kenara bırakıyoruz, hiç biri nihayetinde çözüm olmadı, olmayacak da…Bu sefer de mandala çizmeyi deniyoruz, en azından bir fırsat veriyoruz olmazsa çay demleriz 🙂

Reklam

İlk Yorumu Yapan Siz Olun..

Bir Cevap Yazın