Pardon bana biraz gece mavisiyle, su yeşili lazım…

”Gökyüzü ne renk annecim?” demiş bana.

Var gücümle, bir o kadar emin bağırmışım ”kığmızııı”

Mercimek ağacı kadar bir kız çocuğuyken başladı benim renklere sevdam, hoş annem kırmızı gök yüzümden sonra uzun bir vakit “renk körü müyüm?” diye kendi kendini yemiş..

Nihayetinde açıklamam şu olmuş ”uyandığımda o renk oluyor” seher vakti göğünü tarif edişim anlaşılınca toptan rahat bir nefes almışlar.

Kız çocuk oluşumdan mıdır, gelecekteki sanat kariyerime en başından göz kırpışımdan mı bilinmez ama renklere olan ilgim yaşımla bir artmış.

”Bu turuncuysa bu ne?”
”Kavun içi”
”Ya bu?”
”Somon rengi”
”Peki bu pembe?”
”O fuşya”
”Açık mor gibi olan?”
”Lila”

”Bu tam kırmızı değil anneee!!!”

”O bordo” vb. 🙂 sabır küpü canım annem, beni hiç kırmadan tek tek yanıtlardı. Takıntılı üç yaşım sadece belli renkleri giyerek geçmiş, sonralarında giderek koyulaştı dolabım ama evimi düzenlerken ya da resim yaparken renklerden asla vazgeçmedim ve fazlasıyla cesur oldum.

Renkler zaman içinde benim için bir ifade tarzına dönüştü, aşklarımı çivit mavi boyadım, öfkemi kırmızı kalemlerle yazdım, kahverengi küstüm, sarı şımardım, ne zaman iyileşmek istesem yeşillere sarıldım.

Bilinçsizce başlattığım bu oyun zamanla ve ben konuyla ilgili bilgilenmeye başladıkça yaşam stilim haline geldi. Ne zaman bir duyguyu ya da durumu değiştirmek istesem renklerden yardım aldım, hala da bu metodu sık sık kullanırım.

Örneğin alın bir kağıt kalem yazın; günlük yaşamınızda en sık kullandığınız renk ne? Güçlü olmak için hangi renge ihtiyaç duyuyorsunuz? Hangi renkteki gıdalar size daha lezzetli geliyor? Evinizin duvarları ne renk? Yatak odanızla, çalışma odanızın dominant renkleri neler?

Bu tarz soruları kendinize sorarak mini bir analiz yapmış oluyorsunuz zaten, sonrasında bunu bir tık daha ileriye taşımak isterseniz önünüze bir kutu kalemi yayın odaklanın ve elinizin gittiği ilk renkle çizmeye başlayın. İşte ben hiç sevmem ki dediğiniz sarı orada, en çok giydiğim renk dediğiniz siyah nasıl da az, o uzun mor çizgi çok güzel güzükmüyor mu? Peki ya yanındaki mavilikler işte o an her ne çıktıysa sizin içiniz orada, renkleriniz, öfkeniz, özgüveniniz, hayal ve kalp kırıklıklarınız….

Hepsi artık beyaz bir kağıtta, size yük değil, size ait ama size dahil değil.. Yepyeni başlangıçlara, o kırmızı kazağı almaya, evin bir duvarını mavi boyamaya, yeşil bezelye püresini önyargısız tatmaya hazırsınız. Bütün renkler de size destek olmaya hazır, tadını çıkarın, kaçmayın renklerden, korktuğunuz her neyse onu da şeker pembesi ya da uçuk maviye boyayın. 🙂

Reklam

İlk Yorumu Yapan Siz Olun..

Bir Cevap Yazın