En ağır misafirleri bile ağırlayanlardan mısınız yoksa oturup ağlayanlardan mı? :)

yemek-misafir

En ağır misafirleri bile ağırlayanlardan mısınız yoksa oturup ağlayanlardan mı?

”’Misafirim var yarın akşama.” dedim laf arasında..

”Aaa kim? ” diye o da sordu gayri ihtiyarı.

”Erkek arkadaşımın annesi ve teyzeleri……” ( kısmını duyar duymaz) geliyor yeni yıl öncesi yemek yapayım dedim geçen gün, çarşamba gelecekler dedirtmeden tıktı lafı ağzıma.

”Yemek takımın ne renk?

Ne tonlarda kuracaksın masayı?

Teman var mı?

Ana yemek ne, ara sıcaktan önce ne veriyorsun? Tatlıyı bugünden yapsaydın keşke? ”Bilmem ne” home’dan supla alsak mı? Amerikan servisi mi runner mı? Yoksa masa örtüsü mü? Ortaya center piece de şart, ayy çiçekler hangilerinden olsa kokina olur bak yılbaşı konsepti hem vs vs vs…

Diye uzattı da uzattı,
Benim de içim şişti de şişti…

Gözümde büyütmemekte hata mı ediyorum? Nasıl kalkacağım ben bu işin altından endişelerimi çaktırmadan kapattım telefonu.

İzmir’den uzakta yaşadığım yıllar sağ olsun, yemek yapmayı annem kadar muhteşem olamasa da epey kıvırmış durumdayım.

Burçlara pek inanmamakla birlikte lanet ikizlerime serin sular serpen yükselenim yengeç de beni bu konuda baya şanslı kılıyor derler hep. Yemek pişen bir evde büyümem bence en büyük etken çünkü ben hep ne görse onu yapmayı denemeye çalışan bir çocuktum. Hepsi bir araya geldi belki bilmiyorum ama tek bildiğim resimden sonra en çok yemek yapmayı severim.

Arkadaşlara, sevgiliye yemek yapmayı hiç dert etmemiştim…

Bu güne dek..

Ana yemeğim belli ”Hamsili Pilav”

İnanılmaz şık bir sunum, pilav pişirmeyi biliyorsanız hiç de zor değil ama görseli ”kız seni alan yaşadı” dedirtecek cinsten (hayır, yemeği seçerken aklıma bu gelmemişti) 🙂

Balık yaparsam ve yanına salata yapmazsam atın beni denizlere daha iyi, gönül ister ki avokadolar, karamelize cevizli roka salataları yapıyım ama mütevazı hamsinin içindeki buram buram memleket kokan pilavın yanında olacak iş değil. Yani salatada da niyetim minimal, taze ve renkli olması, ara sıcak mara sıcak yok, yanına fava ve cevizli, yoğurtlu kabak en son da tatlı olarak ayva tatlısı ya da helva. Menüm bu bence gayet de yeterli (telefon konuşmasından önce fazlasıyla yeterliydi ama sonrasında bir kaç kişi ve whatsapp kız grubumuzu kitledim iyice emin olmak için)

Esaaas sorun masa düzeni!!
İki köpekle yaşadığım evim aşırı düzenli asla değil, salonda, antrede ve her odada kalemlik ve kağıt bulunan; çoğunluğu ikeadan alınmış gri koltuklu ve beyaz mobilyalı, sürekli mumlar yanan, her yerine tablolarımı ve mandalalarımı astığım yaşayan bir ev.
beautiful-and-sparkling-new-year-table-setting-46Genelde kucağımda ya da orta sehpamda yediğim için masamı çoğunlukla boya yapmak için kullanıyorum. (evet boya lekeleri var, ve hayır çıkmıyor :)) Neyse sabah ki paniğime yetişen bir arkadaşımla çıktık ideal masa düzeni alışverişine. Yılbaşı iyi güzel hoş ama bana yeşil, kırmızı kombininden fenalık geldiğinden o kısmı hemen eledik ve canım annemin bana rağmen aldığı gri, krem tabaklarımın tonundan gitmeye karar verdik. Söylenilen mağazalar aşırı pahalı ve aşırı yılbaşı konseptli olduğundan, kendi yolumuzu kendimiz çizdik ve uygun fiyata çok şık bir sofra kurmaya yemin ettik.
Tek başıma yaşıyor olmanın lüksü tek kişilik her şeyin bana yetmesi iki ve üç kişi olduğumuzda da elimize geçen herhangi bir bardak ya da çatal iş gördüğünden farkında bile olmuyoruz eksiklerin ama bugün fark ettik ki sadece iki şarap kadehim var, masa örtüm ve amerikan servisim yok, yılbaşına dair tek bir süs bile almamışım vee borcamlarımı en son gittiğim misafirlikte bırakmışım (valla borcamım vardı diye hatırlıyorum).

Listeyi hazırladık ve yola koyulduk.
İlk iş olarak Migrosun cam reyonundan inanılmaz şık kadehler aldık, ben dayanamayıp bir de fırın kabı aldım. Masa örtüsü ya da amerikan servisi de orada bulabilmek gibi bir umudum da yok değildi fakat olmadı,ama hemen yanındaki Macro-Center’a dalıp bir seramik beyaz kapaklı kavanoz, gümüş renkli mumdan bir melek ve aynı tonlarda (kırmızı ve yeşil değil) minik Noel baba mumları da aldık.

İmdadımıza yetişen Madame Coco’dan da tabaklarımın bir ton koyusu amerikan servisleri de alıp eve döndük ben de sabah ki konuşmanın gerginliğini birazcık üzerimden attım ama hala içim aman aman rahat değildi. Ben de içim rahatlasın diye yarının sofrasını bu geceden kurdum 🙂 Amerikan servisler müthiş oldu hem de boya lekelerini örttü (aşırı ucuzlardı kasada kasiyer kadına yanlış oldu galiba diye sordum o kadar düşünün 🙂 ) tabaklarla kadehleri de yerleştirdim.

Kocaman kavanoza eve hediye gelmiş ambalajlı çikolataları boşaltım (o da çok ucuzdu). Masanın ortasına sırayla üç tane İkeadan aldığım şamdanı yerleştirdim. Evde duran boş cam kavanozların dibine tuz döküp içlerine mumları oturttum (varsa incik boncuk da yerleştirebilirsiniz su koyup, yüzen mumlarla çok şık durur) . Melekli mumu ve gümüşlü minik noel babaları da koyunca masa benim üzerinde çizim yaptığım masa olmaktan epey çıktı. Şu anki planım bir kaç kozalağı gümüş ve beyaza boyayıp (evde boyam var ama akrilik boya siz de yapmak isterseniz işinizi epey görür, üşenenler için sprey boyalar da var) masama kış esintileri de katmak 🙂 yarın taze çiçekte alınca bu iş bence tamamdır (kokina değil belki beyaz ya da sarı bişeyler).

Yemeklerim hala yok ama olsun, uygun fiyatlı ve şık masa süslemesini (100 liranın altında) başarıyla tamamladım hem de aldığım her şey evimde kullanabileceğim tarz ve renkte :)) oleeeey daha sonra tarifleri ve yemeğin nasıl geçtini de yazarım.

Şimdilik görüşürüz 🙂

Reklam

İlk Yorumu Yapan Siz Olun..

Bir Cevap Yazın