Doğum Fotografçılığı…

yeni-dogan-cocuk

Doğum Fotoğrafçılığı…

İstanbul da Görsel İletişim Tasarımı bölümündeki eğitimimi tamamladıktan  sonra İzmir’e geldiğim ilk yıl kuzenimin hamile olduğu  haberiyle ailece çok sevinmiştik. Ailede heyecan doruktaydı. Sabırsızlıkla doğumun gerçekleşmesini ve bebeği kucaklarına alacakları günü bekliyorlardı.

Benim heyecanım ise bambaşkaydı. Çünkü kuzenimle beraber doğuma girecektim ve doğum fotoğrafçılığını yapacaktım. Doktoru da tanıyorduk sadece ondan izin almak gerekiyordu. Bazı doktorlar doğum fotoğrafçılığına sıcak bakmıyorlardı çünkü.
Doğum git gide yaklaşıyordu ve ben işimi şansa bırakmamak ve görevimi en iyi şekilde yerine getirebilmek için çoktan hazırdım. Fotoğraf makinasının şarjı her gün bataryadaydı , bir yedeği ise Fotoğraf makinasının çantasının içinde bekliyordu. 2 tane 8 GB memory card ile beraber arabada çoktan yerini almıştı.
Ayrıca normal doğum planlandığı için gece yarısı bile telefonumun çalma ihtimaline bile hazırdım ve hemen hastaneye gitmek zorunda kalabilirdim. Doğum geceyarısı gerçekleşmedi ama tam da Dış Ticaret Uzmalık Eğitimi dersinin ortasındayken geldi haber bana. Apar topar dersten çıkarken, “acele işe şeytan karışır” ın bir versiyonunu canlı olarak yaşadım.

Çok acıktığım için yoldayken yemeye çalıştığım poğaçanın içindeki domatesler bluzüme döküldü. Yol üstünde eğlenceli t-shirtler satan bir yerden gidip t-shirt almaya çalışırken polisler ceza yazmaya kalktı. Park yeri bulmakta çok zorlanıp en son deynekçilere anahtarı verip “al ne yaparsan yap“ deyip hastaneye yetiştim.

Doğumhaneyi bulmam çok kolay oldu ama kuzenim doğumhanede değil , hazırlık odalarından birinde doğumun yaklaşmasını bekliyordu.
Üstelik Kuzenim “kimseye söyleme daha ve hastaneye gel” demişti ama ben istemeden birkaç kişiye ağzımdan kaçırmıştım o heyecanla =)
Odaya girdiğimde kuzenime epidural yapıyorlardı. Kapıdan girdiğimde kocaman bir gülümsemeyle “ kızım bu halin ne “ dedi. Aynaya bir baktım kafamda kocaman topuzum ve üzerimde neon pembe yeni aldığım gülen yüz suratlı t-shirt  ile komik gözüküyordum gerçekten.(Ama trafik polisi iki ayağımı bir pabuca sokmuştu)

Aile üyeleri minik minik damlamaya başlamışlardı hastaneye ve odada heyecan doruktaydı. Ara ara doktorlar gelip tansiyon ve sancıları kontrol ediyorlardı. Arada da kuzenimi yürütmemiz gerektiğini söyleyip gidiyordu hemşireler.
İlk 1 saat gelen giden aile mensuplarını getirdikleri hediyeleri ve müstakbel baba adayının resimlerini çektim .Veeee doğumu beklemeye başladık.
Bir müddet sonra doğumun yaklaştığını anlayan hemşireler kuzenimi ve beni doğumhaneye aldı. Doktoru tanıyordum zaten girerken bana “ kızım etkilenebilirsin, sen daha doğum bile yapmadın emin misin?” diye sordu. Hiç bu kadar emin olmamıştım. Elimde profesyonel fotoğraf makinem doğumhaneye girdim ama çekecek hiçbir şey yoktu içeride. Kuzenimin acı eşiği dakikalar geçtikçe artıyordu ve hemşireler sürekli bebeğin kalp ritimlerini kontrol edip duruyorlardı.

İçeride 1 saat geçmişti , suni sancı da veriliyordu ama hala bebek çatıdan geçememişti.
Doğumhaneden çıkıp biraz daha aile mensubunun resmini çekeyim dedim ve onları odayı süslemek için ekip halinde deli gibi çalışırlarken buldum.(Yani kendilerini oyalarken desem daha doğru :))

Kapıya kocaman bir kurdela asmışlar ve bebeğin adını yazmışlardı. Heryer pespembeydi ve çok tatlıydı. Onlarla biraz oyalanıp tekrar doğumhaneye girdiğimde bebeğin kalp ritimlerinin düştüğünü ve hemen sezaryene geçmeleri gerektiğini ve fotografçıların ameliyata giremeyeceğini söylediler.İşte bu kesinlikle en beklenmedik durumdu …
Tabi doğumhane ile oda arası 5 adım olduğu için herkes söylenenleri duymuş kuzenimin doğumhaneden çıkarılıp ameliyathane için asansöre binmesine eşlik ettiler. Hepimiz endişelenmiştik. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra hemşire beni çağırdı ve bebek bakım odasına girdik. Orada minik yeğenimin yıkanması, temizlenmesi, el izi ve ayak izinin alınması, topuktan kan alınması bütün aşamaları fotoğrafladım.

Daha sonra yeğenimi kuvöze koyup dışarı çıkardılar. Babasının bebeği ilk gördüğü anı unutmuyorum. Kızıyla ilk karşılaşma anı, ailede herkes ağlıyor benim gözümden yaşlar akarken bir yandan da resimlerini çekiyorum. O kadar duygusaldı bir andı ki. Bir mucizenin hayata tutunuşu, parçası olduğu ailesi ile tanışması.
Minicik elleri ve daha net göremeyen gözleriyle bir şeyler görme çabası. Ufaklık gelmişti evet ama kuzenim daha ortalarda yoktu. İçim merakla dolu bebeğin resimlerini çekiyorum. Kuzenim geldikten sonra ufaklığıda odaya aldılar ve aile resimleri kısmına geçtik.
O gün doğum fotoğrafçılığı yapmanın dışında birçok şey öğrendim;
• Doğumdan önce kimseye haber vermemek gerekiyormuş. Çünkü sen odada sancılar ile cebelleşirken seni hemen doğumhaneye almıyorlarmış o nedenle odada baban dahil herkes varken acılar içinde oturmak zorunda kalıyormuşsun.
• Doğum fotoğrafçılığını doktorun, hemşirelerin ve annenin izin verdiği ölçülerde yapabiliyormuşsun. Zaten anne size ne istediğini söylüyor. Doğuma girmeyen doğum fotografçıları da oluyormuş. Onlar bebek geldikten sonra aileyi çekmek, el izi, ayak izi kısımlarını fotoğraflayıp albüm yapıyormuş.
• Hastanenin ışıklandırmasından kaynaklı olarak resimler çok iyi çıkmıyor. Mutlaka photoshopta ciddi filtrelerden geçirip resmi güzelleştirmek gerekiyor ve siyah beyaz resimler bir miktar daha iyi duruyor.
• Doğum hiç kolay bir şey değilmiş ayrıca.
• Ayrıca bu kadar güzel bir mucizeye en yakından tanık olmak kadar güzeli yok ve bu kadar güzel bir anı fotoğraflamanın…

Reklam

İlk Yorumu Yapan Siz Olun..

Bir Cevap Yazın